27 Temmuz 2011 Çarşamba

YÜZME HAVUZLARI..... NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?



Yaz mevsimiyle birlikte yüzme havuzları, özellikle büyük kentlerde sık kullanılan rekreasyon alanları arasındadır. Bu konuda Türk Standartları Enstitüsü bazı standartlar geliştirmiş olup değerlendirmeler yapılırken bu kriterlerin esas alınması önemlidir. Kişilerin rahatlamasını sağlayan bu tür etkinlikler sırasında dikkat edilmesi gereken kimi sağlık-güvenlik önlemleri aşağıda sıralanmıştır:



1) Yüzme bilmeyen kişilerin boğulma ve yaralanma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilecekleri unutulmamalıdır. Her türlü olasılığa karşı, denize-havuza girilen alanlarda cankurtaran bulundurulması önemli bir güvenlik uygulamasıdır.


2) Dibi net olarak bilinmeyen ve derinliği yetersiz yerlerde suya atlayışlar, ölümle sonlanan ağır yaralanmalara, boyun kırıklarına neden olabilmektedir. Çok dikkat edilmelidir.

3) Bakımı yapılmayan havuzlar, insan sağlığı için boğulma dışında da tehdit oluşturmaktadır. Havuz sularının mikrobiyal kirlilik açısından düzenli aralıklarla değerlendirilmesi gerekir. Örneğin tifo, kolera, dizanteri gibi ishalli hastalıklar, göz ve kulak iltihapları, mantar enfeksiyonu bu sorunların önde gelenleri arasındadır. Mikropların havuzda çoğalması son derece kolay olur. Bu ve benzeri sorunların engellenmesi için sağlık yetkililerince düzenli olarak denetimlerin yapılması gerekmektedir. Havuz ve deniz-göl-gölet sularının hijyenik denetiminde bulunan değerler, kullananların görebilecekleri biçimde ilan edilmelidir. Sağlık denetimleri sonucu kurallara uymayan işletmelerin uyarılması, gerekli görüldüğünde de yönetsel yaptırımların uygulanması önemlidir. Denetimlerde uyulması gereken kimi kimyasal maddelerin sınır değerleri aşağıda belirtilmiştir:



a- pH; 7,2 - 7,8 arası normal sınırlarda kabul edilebilir.

b- Toplam alkali değeri 80 - 150 ppm (mg/L) arasında olmalıdır.

c- Sertlik derecesi; Kalsiyum değerlendirmesi ile yapılır. Değerlerin 175 – 275 ppm arasında olması beklenir.

d- Mikrobik etkenlerin önemli bir bölümünün zararsızlaştırılması için 0,5 - 2 ppm dolayında klorlama (dezenfeksiyon) yapılmalıdır.

e- Termal havuzların Legionella, Pseudomonas aeruginosa açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

4) Yüzme havuzlarında kişilerin de uyması gereken kurallar önemlidir. Mayo dışında şort, vb. giysilerle havuza girilmemesi gerekmektedir. Bone takılması uygun bir davranıştır. Havuz sınırları içinde ayakkabı ile dolaşılmamalıdır. Havuza duş almadan girilmemelidir. Ayak temizliği için ayrıca yeterince klorlu bir havuzcukta giriş öncesi yıkama yapılabilir. Kişilerin havuzdan çıktıktan sonra bedenini nemli bırakmamaları, mantar enfeksiyonlarının önlenmesi için koruyucu olabilir. Bunun yanı sıra, mantardan korunmak için başkasına ait terlik, havlu vb. gereçlerin kullanılmaması, ıslak zeminlerde yalın ayak gezilmemesi, ayakların nemli bırakılmaması da öneriler arasındadır.



5) Havuza girmeden önce alkollü içecek içilmemelidir. Alkol, boğulmaların en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca tok karnına, hele hele ağır bir yemekten hemen sonra havuza, denize girmek yaşamsal tehlike doğurabilir. Hafif yiyecekler ve yemekten en az 1-2 saat sonra havuz vb. ortamlarda yüzme eylemi düşünülmelidir.



6) Hanımlar, belirli günlerinde havuz, deniz vb. yerleri hem kendi sağlıkları hem de öbür kişilerin hijyeni için kullanmamalıdır.



7) Gebe kadınlar yüzecekleri suların hijyeni bakımından daha da titiz davranmalıdırlar. Olağan giden ve sağlık görevlilerinin tersini belirtmediği durumlarda doğuma 3-4 hafta kalana dek suya girilebilir, aşırı efor harcamadan yüzülebilir. Bu eylem sakıncalı olmadığı gibi, yararlıdır da. Yüzmeye izin verilmeyen durumlarda hafif su altı pasif hareket ve solunum egzersizi yapılabilir.



8) Su sıcaklığının yüksek olduğu durumlarda bilinç yitimi, beden ısısında yükselme, nefes alamama, inme gibi ısıya bağlı ciddi sağlık sorunları yaşanabilir. Kullanılacak suyun sıcaklığının 40 °C’nin altında olması önerilmektedir.



9) Eğer havuz açık alanda ise güneşin zararlı etkilerinden korunma yaklaşımları önem kazanır. Günün en sıcak saatlerinde (11.00-16.00) havuza-denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize ya da havuza girmek isteyenler de ABD Çevre Koruma Kurumu’na göre (EPA) UVA ve UVB’den korunabilmek için en az 15 koruma etmenli güneşten koruyucu krem, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu donanım kullanmalıdırlar. Geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve UV ve IR koruyuculuğu olan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Gölge alanlar tercih edilmelidir. Yalnızca deniz kıyısında, tatilde değil, günlük yaşantıda da bu öneri dikkate alınmalıdır. Açık tenliler ve güneş alerjisi (solar dermatit) olanlar özellikle özen göstermelidir.



10) Altı bağlı olan bebekler, özellikle havuzlara kesinlikle sokulmamalıdır.



11) Açık kuru ve özellikle akıntılı deri yaraları olanlar da havuz-deniz vb. sulara girmemelidir.

12) Çok yakın tarihli ameliyat geçirenlerin kendi doktorlarına danışmasında yarar vardır.

13) Orta kulak zarı iltihabı, vb. sorunu olanlar uygun tıkaçlar kullanmalı ve olanak ölçüsünde başlarını suya sokmamalıdır.



14) Zihinsel ve/veya bedensel özürlüler, özel güvenlik önlemleri ile korunmalıdır.



15) Evcil hayvanların havuza sokulmaması gerekmektedir.

SICAKLARDAN KORUNMAK İÇİN...



Yaz döneminin gelmesi sıcak havaların sağlık için yarattığı bazı riskleri de ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda sıklığı giderek artan sıcak hava dalgaları sağlık için önemli tehditler oluşturmaktadır. Sıcak hava dalgaları sırasında özellikle bebeklerde, 65 yaş ve üzeri nüfusta ve süregen (kronik) solunum ve kalp-damar hastalıkları olanlarda ölümler ve hastaneye başvurular artmaktadır. Özellikle dış ortamda çalışan ya da zaman geçirenlerde sıcağa bağlı sağlık sorunları ve hastane başvuruları da artmaktadır 


Ultraviyole ışınlar deri kanseri için de risk oluşturabilmektedir. Deri kanserlerinin çok büyük bir bölümü UV ışınların zararlarına bağlı meydana gelmektedir. UVA; ozon tabakası tarafından emilmez ve derinin erken yaşlanmasına neden olur. UVB deriden kısmen emilir ve güneş yanıklarına neden olur. Ozon tabakasının incelmesine bağlı olarak UVB etkilerinde artış olmaktadır.
Aşırı sıcakların yaşandığı yaz mevsiminde bazı pratik önerilerin bilinmesinde ve uygulanmasında yarar bulunmaktadır. 

Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Bu saatlerde denize/havuza girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize ya da havuza girmek isteyenler de Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Kurumuna göre (EPA) UVA ve UVB’den korunabilmek icin en az 15 koruma faktörlü güneşten koruyucu krem kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemler almalıdırlar. 


Geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve UV koruyuculuğu olan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Gölge alanlar tercih edilmelidir. Yalnızca deniz kıyısında, tatilde deği günlük yaşantıda da bu öneri dikkate alınmalıdır.

  • Dışarıya çıkarken hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmelidir.
  • Bedensel etkinlik yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmelidir.
  • Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir.
  • Bebek, çocuk ve engelliler kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Araç içinde hayvanların unutulmaması gerekir.
  • Kapalı alanlar iyice havalandırılmalıdır. Yeterince havalandırılmayan kapalı alanlarda vantilator kullanılmamalıdır. 
  • Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmelidir. Terlemeye bağlı olark kaybedilen sıvı miktarına göre içilen su miktarı artırılmalıdır.
  • Vücut direncini artırmak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Ağır, yağlı yemeklerden kaçınılmalıdır.
  • Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir.
  • Kafein, aşırı alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir.
  • Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.
  • Bayılma, havale geçirme veya su kaybına bağlı ciltte aşırı kuruma olduğu fark edilen kişiler hemen bir sağlık merkezine götürülmelidir.

15 Temmuz 2011 Cuma

Sıcak Havalarda Beslenme

Yeterli ve dengeli beslenmenin genel yaklaşımları her mevsimde olduğu gibi yaz döneminde de geçerlidir ancak kimi ek önlemler sağlık açısından yararlı olabilir.

En çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri yeterli su tüketimidir. Erişkinler için her gün düzenli olarak 8-10 su bardağı (yaklaşık 1,5-2 litre) su tüketimi önerilmektedir. Ancak yaz döneminde bu miktarın artırılması gerekir. Sıcak havalarda insanların bedenden su kaybı artar.


Taze sıkılmış olanlar dışında meyve suyu, çay, vb. içecekler suyun yerini tutmaz. Kahve-çay gibi kafeinli içeceklerin bedenden su attırıcı etkisi bulunmaktadır. Kolalı içeceklerin de şeker içeriği bakımından şişmanlatıcı etkileri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bedenin gereksinim duyduğu sıvı, esas olarak "su" içerek karşılanmalıdır. Herhangi bir bedensel etkinlik yapıldıktan sonra, ateşli bir hastalık varlığında bedenin su gereksiniminin arttığı bilinir. Böylesi durumlarda her gün tüketilenden daha çok su içilmesi önem taşır.

İçme suyunun temizliğinden emin olunması gerekir. Şebeke suyu, temizliğinden emin olunmadığı zaman da şişe suyu tüketilmelidir. Ancak şebeke suyunun içmek için uygun olması, yerel yönetimler açısından vazgeçilmez bir görevdir. Hukukumuz bu bağlamda "kusursuz sorumluluk" ilkesini benimseyerek yerel yönetimleri "her durumda" sorumlu saymaktadır. Yılın her döneminde en üst düzeyde özen göstermek zorunlu olmakla birlikte, özellikle sıcak mevsimde şebeke suyunun güvenlik standartlarının sağlanması vazgeçilmez önem taşır. Ticari su üretip pazarlayanlar da aynı kapsamdadır.

Sıcak mevsimde, kan basıncı yüksek olmayanlara hafif tuzlu ayran da önerilebilir. Yine kan basıncı yüksek olmayanlar; mineralli, olanak ölçüsünde şekersiz mineralli doğal sodaları da sıvı kaynağı olarak kullanabilirler. Sodyum içeren sodalar, kan basıncı yüksek olanlar için sorun yaratabilir. Yine de "güvenli içme suyu", sıvı kaynağı olarak temel seçim olmalıdır.

Çok terlemeye neden olan işlerde çalışanların, işyeri hekimlerine danışarak tuz ve sıvı açıklarını kapatmak için uygun öneri almaları yerinde olacaktır.

Öğün atlanmaması önerilir. Her öğün hafif gıdalar tüketilmeli, yağda kızartma gibi çok yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Ara öğün tüketimi yaz döneminde daha da önem kazanır. Ara öğünlerde taze meyve-sebze tüketilmesi yararlıdır. Sebze-meyve tüketimi, bedenden zararlı maddelerin atılmasına da yardımcı olur. Günde 5 (beş) porsiyon (400 gram) dolayında taze sebze-meyve tüketilmesi sağlık açısından genel bir öneridir.


Yaz döneminde gıda hijyeni daha da önem kazanır. Çarşıdan-pazardan alınan gıdaların temiz su ile yıkanması, soğuk ortamda tutulması gerekir. Yetkililer, açık gıda pazarlarının hijyenik denetimini artırmalıdır.

Sokaktan alınarak hemen ayaküstü tüketilen (fast food) gıdalar açısından da son derece dikkatli olunması gerekir. Temizliğinden emin olunmayan gıdaları tüketmekten kaçınmak önemlidir. Özellikle sıcak mevsimlerde, sağlık görevlilerinin gıda ilgili yerlerde genel hijyen denetimlerini yoğunlaştırmaları beklenir. Tarım Bakanlığı görevlilerinin de gıda örnekleri alınarak laboratuvar değerlendirmesi ile sürekli gıda güvenliği hizmeti sunmaları gerekmektedir.

Ayaküstü beslenmenin besin dengesini bozma tehlikesi olduğu unutulmamalıdır. Özellikle bu tehlikelerin çok farkında olmayan gençlerin, çocukların ayaküstü beslenme biçiminden uzaklaşmalarını sağlamak gerekir. Ana-babalar, öğretmenler, bu konuda örnek olmalıdır.

Bebeklerin anne sütü ile beslenmesi, onların gereksinim duyduğu besinler açısından yaz döneminde de önemlidir. Özellikle 6 aydan küçük bebeklerin TÜMÜYLE ANNE SÜTÜ ile beslenmesi gerekmektedir. Yazın sıklaşan bebek ishallerinde de kural olarak emzirme sürdürülmeli, gerektiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.


Besin destekleri, hekim tarafından reçete edildikçe ve önerildikçe tüketilmelidir. Reçete edilmeyenler, niteliği belirsiz biyolojik-herbal-sentetik “ÜRÜN (?)” niteliğindedir ve ne yazık ki günümüzde ticari beklentilerle medyada son derece yaygın rastlanmaktadır. Oysa bu “ürünlere (?)” ilişkin bilgilerin, kanıta dayalı bilimsel verileri bulunmamaktadır. Kişiler hem kendileri hem de yakınları açısından hekim tarafından önerilmeyen besin desteklerini tüketmemelidirler. Aksi takdirde sağlık açısından beklenmedik ve ciddi tehlikeler, kısa olmasa bile orta ve uzun erimde oluşabilir. Çoklu vitamin ve mineral içeren kimi tablet/draje vb. formların bedelleri giderek SGK tarafından ödenmemektedir. Bu formüllerin “OTC ilaç” olarak reçete dışı tutulmaları, denetimsiz bir piyasa oluşturmuştur. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri dikkate alınarak, bir bölümünün “temel ilaç” olarak kabulü ve reçete bedelinin ödenmesi, hem tıbbi açıdan hem de kâr yönelimli denetimsiz piyasanın doğuracağı ciddi halk sağlığı sakıncalarını denetlemek bakımından çok yerinde olacaktır.

Özel hastalıkları olan bireylerin beslenme düzenleri farklı olabilir. Bu durumda doktorların önerileri öncelik kazanmaktadır. Örneğin yüksek tansiyonu olanların tuz tüketimini kesmesi ya da şeker hastalığı olanların şekerli, çok kalorili gıdaları tüketmemesi gibi özel durumlar olabilir.

Gıda güvenliği açısından çarşıdan-pazardan alınan ambalajlı gıdaların son kullanma tarihlerine mutlaka bakmak gerekir. Günü geçmiş gıdaların tüketilmemesi gerekir. Krema, tavuk ürünleri, deniz ürünleri, süt, yumurta sıcak mevsimlerde en riskli gıdalar olarak bilinirler ve gereğince tüketmekten kaçınmamak üzere, haklı bir özeni gerektirirler.


Dondurulmuş gıdaları tüketirken gıdaların tam çözünmesinden sonra hemen tüketilmesi önerilir. Çözünmüş gıdaların yeniden dondurulmaması gerekmektedir.

Pişirilmiş gıdaları oda sıcaklığında 2 (iki) saatten çok tutmamak gerekir. Pişirilmiş gıdaları buzdolabında tutmak, çiğ yenen meyve-sebzelerden ayırmak gerekir.